Hafıza Yüzleri Değil Hisleri Saklar: Psikoloji Ne Söylüyor?
Bazen insan, yıllardır adını bile anmadığı birinin gölgesiyle uyanır.
Hayat devam etmiştir. Mevsimler değişmiş, şehirler değişmiş, belki insanlar da değişmiştir. Bir zamanlar her gün düşündüğün biri, artık günlerinin hiçbir yerine uğramıyordur. Öyle sanırsın.
Sonra bir sabah, hiçbir davet göndermediğin hâlde geçmiş sessizce kapını çalar.
İnsan ilk anda bunu özlem zanneder. "Demek ki unutamamışım." diye düşünür. Oysa hafızanın anlatmak istediği bambaşka bir hikâye vardır.
Çünkü hafıza, yalnızca insanları saklamaz. Onların yanında hissettiklerimizi, kurduğumuz hayalleri, yarım kalan cümleleri ve cevapsız bırakılmış soruları da saklar. Aradan yıllar geçse bile bazen tek bir an, hepsini yeniden gün yüzüne çıkarabilir.
Bu yüzden bazı insanlar, hayatımızdan gitmelerine rağmen zihnimizden tamamen silinmez. Çünkü unutmak, bir yüzü hafızadan çıkarmak değildir. Bazen unutamadığımız şey, o insanın yanında olduğumuz kişidir.
Peki neden yıllar sonra bile hiç beklemediğimiz bir anda geçmiş aklımıza gelir? Psikolojiye göre bunun cevabı, hafızanın yüzleri değil, hisleri saklamasında gizlidir.
Belki de özlediğimiz bir insan değil; onun yanında kurduğumuz ihtimallerdir.
Psikoloji, rüyaların ve anıların zaman zaman beynin duygusal deneyimleri yeniden işlemesinin bir parçası olabileceğini söyler. Belki de zihnimiz, kapanmış sandığımız bazı sayfaları tekrar açmak için değil; gerçekten kapatabilmek için önümüze getiriyordur.
Kim bilir... belki rüyalar, geçmişe dönmemiz için değil; artık ondan korkmadan yürüyebildiğimizi fark etmemiz için görülüyordur.
Yorumlar
Yorum Gönder