Aşk ve Gurur Üzerine Yazılmış Bir Mektup
Sana artık eskisi gibi bakmıyorum aşk. Seni hayatın merkezi de sanmıyorum. Ama yok saymıyorum da. Gelirsen hoş geldin derim. Gidersen dünyanın sonu olmaz. Çünkü artık biliyorum: İnsan sevdiği için değerli olmuyor. Kendine değer verdiğinde sevilmeyi hak ediyor. Aşk güzel şey. Ama insan önce kendine ait olmalı. Bana çok şey öğrettin be aşk... Sevdiğime pişman da ettin, düşmanda. Zamanın nasıl geçtiğini unutturdun. Bazen bulunduğum şehri sevdirdin. Bazen de en güzel manzaraların ortasında bile kendimi eksik hissettirdin. Bulutların üzerine çıkardın. Sonra hiçbir şey olmamış gibi aşağıya bıraktın.
Adını duyduğumda gülümsettiğin de oldu. Gecenin bir vakti ağlattığın da... Ama galiba en kötüsü; ne kavuşturman oldu ne de ayırman. Bazı hikâyeler yarım kalıyor. Ne tamamen bitiyorlar ne de devam ediyorlar. İnsan tam olarak neye üzüldüğünü bile anlayamıyor. İçinde iki kişi yaşamaya başlıyor. Biri haykırırcasına "Dön." demek istiyor. Diğeri tek bir adım atmıyor. Çünkü bazı gururlar kibirden değil, kırgınlıktan doğuyor.
Söylenecek onca şey varken boğazına düğümleniyor insanın. Ne tamamen
gidilebiliyor... Ne de geri dönülebiliyor. Birbirlerine ait olamıyorlar. Ama
birbirlerinden de tamamen vazgeçemiyorlar. Yâr la bir olamayınca yerle bir
oluyormuş insan. Neyse ki ben Aşk ve Gurur kitabındaki gurur kısmıyım. Aşkımdan
sürünürüm belki... Ama dönmem geri. İnsan sevmediği için değil, kendine saygı
duyduğu için gider. Ve bazı kapılar özlemden değil, onurdan kapalı kalır.
Özler miyim?
Hem de nasıl. Merak eder miyim? Elbette. Ama her özlem geri dönmeyi
gerektirmiyor. İnsan bazen kalbiyle değil, karakteriyle yoluna devam ediyor. Aşk
konusunda mantıklı biri olduğumu söyleyemem. Ama gurur konusunda oldukça
istikrarlıyım. Kalbim bazen geri dönmek istedi. Gururum navigasyonu yeniden
hesapladı.
Sevgiler,

Yorumlar
Yorum Gönder