İnsan Yaşamadığı Şeyin Cahilidir
Bazen okuduğumuz, dinlediğimiz ya da sosyal medyada gördüğümüz şeyleri kendi fikrimiz gibi sunmayı da severiz. Doğru ya da yanlış olmasını boş verdim, teorinin gerçek hayatla pek ilgisi olmadığı da bilinen bir gerçek. Çünkü yaşanmayan hiçbir şey tam bilinmez. Dışarıdan görünenle içinde yaşanan aynı şey değildir.
Uzaktan çocuk yetiştirmek kolaydır mesela. Başkasının evliliğinde çözüm üretmek de öyle. Herkesin ilişkisine sabır tavsiye edilir ama kimse o evin sessizliğini bilmez. Yas tutan birine “Boş ver geçer, sağlıklısın ya buna şükret” demek de bunlardan biridir. Kulağa teselli gibi gelir ama çoğu zaman anlamamaktan doğar.
Hiç ayrılmamış biri aşk acısını küçümseyebilir. Hiç uykusuz kalmamış birinin çocuk bakımı hakkında yorum yapması da o yüzden bana yanlış geliyor. Hayatı hep kolay yaşamış insanlar geçim sıkıntısını, işsizliğin ne demek olduğunu, geceleri uykudan uyandıran gelecek kaygılarını bilemez. Hayat, seyreden için basit; yaşayan için ağırdır.
Karmaya inanır mısınız? Ben inanırım. O yüzden büyük konuşmamaya dikkat ederim. Çünkü hayatı biraz ucundan bile tecrübe eden biri bilir ki, rahatça yorum yaptığımız her şeyin bir zaman sonra başrolünde oynarız. :) Bu da hayatın bizimle oynama şeklidir biraz.
Ben de eskiden kolay yorum yapardım. Özellikle bazı insanların neden sustuğunu, neden bazı şeylere katlandığını, neden o kararı aldığını anlamadan konuşurdum. Hayat yaşattıkça sesim biraz kısıldı. Çünkü insan bazı duyguların içine düşmeden, başkasının neden öyle davrandığını gerçekten bilmiyor.
İnsan bazen başkasına verdiği öğüdü, bir gün kendine veremiyor. Dün kolay görünen şey, bugün omzunda ağır bir yük olabiliyor. Dün eleştirdiğin bir sabrın içinde, yarın kendini sessizce beklerken bulabiliyorsun. O yüzden artık kimse hakkında kesin konuşmayı doğru bulmuyorum.
İmam Gazali’nin bir eseri vardır, bilirsiniz belki: Dilin Afetleri. Okuyanın bir süre ağzını açmaya korktuğu söylenir, okuyanlar anladı beni. Dil öyle bir şeydir ki insanı yüceltir de, ipe de götürür.
Bu yüzden artık herkes hakkında fikrim yok. Bazı konularda yalnızca susuyorum. Çünkü hayatın kime ne yaşatacağını, kimin hangi yükü taşıdığını bilmiyorum. İnsan yaşamadığı şeyin cahilidir. Asıl olgunluk da bunu bilmektir.
Sizce insan en çok hangi konuda yaşamadığını konuşur?
Hayat sizi hangi konuda susturdu?

Yorumlar
Yorum Gönder